Yok giyinme !
Öylece gel. Öylece ani bir ölüm gibi. İliklerime iliklen.
Hayır hayır hayır ! Sakın giyinme.
Tüm kusurlu hücrelerini görsün kudretsiz gözlerim. Görsün ki bilsin, ne bekliyor onu. Şöyle şu koltuğun kolçağına otur yattığım yerden göreyim cesaretini.
Saçlarını bağladığın çorap lastiğini de çıkart. Hiç bir şey olmasın. Yalnızca sen. Bunun anlamını biliyor musun ?
Yine beraber yeriz tırnaklarımızı az sabret. Yine beraber göz yaşlarımızı biriktiririz dudağımızın birleştiği yerin üstünde. En güzel barajımız bu bizim. En doğal. Bunu sende biliyorsun.
Hadi kalk uzandığın yerden. Uyuşukluğun sırası değil. Daha çokça sevişmemiz lazım. Hadi kalk. Ve sırtını göğsüme yasla. Başka bir şey olmasına gerek yok senin teninden başka.
Gözlerime bak ne olur son bir kez daha. Hadi kalk. Kalk ve gözlerime bak. Ne olur ? Şu koltuğun kolçağına otur. Yine gülebilir misin bana ? Yine o eşsiz gamzelerinle.
Polise yakalanmış beceriksiz bir dolandırıcı kadar mutsuzum ki beceremiyorum bile, kendimi kandırıp teselli etmesini.
Yok giyinme ! Öylece gel. Ölmek sana çok yakıştı.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder