13 Aralık 2010 Pazartesi
Biten bir aşk
Bir aşkın biteceğini bile bile tutulmak nasıl bir şey bilir misin? İnsanın ne gün öleceğini bilmesi gibi. Daha farklı değil. Bilirsin hangi gün, nasıl öleceğini fakat yinede yaşamdan beklentilerin vardır. Hep yaşayacakmış gibi gelir sana fakat, yaşadığın her gün ölüme bir adım dahadır. Son anına kadar her geçen saniyenin tadına varmak, doya doya geçirmek istersin zamanı ama bu olanaksızlıklar yıkar daha da üzülürsün. Hiç bir şeye takmam der, sonrada dediklerine takarsın bir embesil gibi. Boş boş saate bakar birilerinin aramasını beklersin. Birilerinin seni halen daha sevdiğini kanıtlamasını beklersin. Göz yaşlarını döversin sonra rahatlamak için, daha da üzülürsün. Senden bir parçadır çünkü dışladığın. Bilmeden de olsa içten içe bir denizin sularını kurutursun. Yokluk devri sarar sarmalar. Pişmanlıklar alır seni vurur o kuruttuğun denizin kıyılarına. Keşke ile başlayan cümleler kurarsın, özneleri gizli fakat sana ait. Üzülürsün hiç mutlu olmamış gibi. Ama yinede zamanın bir ufak köşesinde sıkışmış tatlı ve tadı damağında kalmış anılarını tazeler, paklar, hafızanın alt kısımlarından üst raflara yerleştirirsin kaslarını yakarak ve sonra yine ağlarsın. Bu sefer yaşamaya değecek bir şeyler olduğuna. Bu birkaç gün sonra bitecek lanet hayatta yaşamaya değecek bir şeyler olduğu görmek yaşarken öldürür. Sonra bir bir idam edersin aklında bulunan akıllara ziyan düşlerini. Hep iyi adamsındır kötü roller yakışmaz. Eline yüzüne bulaştırmadan atarsın kirli bir mendil gibi kötü yanlarını. Hatta ortalığı kirletmesin diye yakarsın, yaktığın gençliğin gibi. Bir aşkın biteceğini bile bile tutulmak nasıl bir şey bilir misin ? Ne bileceksin sen be ! Gün gelecek çekip gideceksin ve benim o gün kurumaya yüz tutmuş iç denizimin kıyısına cesedim vuracak. Biliyorum.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder